Neden takım tutarız?


Bloglarda daha önce görmüştüm. Ben de bir seri başlatmak istiyorum; biyolog Sinan Canan'ın videolarını dinleyip, bunun üzerine yazacağım. Hem faydalı olduğunu düşünüyorum hem de kendisini çok seviyorum. Anlattıklarını, özellikle beyinin işleyişini incelemesini de ilginç buluyorum.

Konumuz takım tutmak. Hep merak etmişimdir insanların neden takım tuttuğunu ya da bir takıma neden aşırı bağlı olduğunu. Böyle bir video görünce de hemen izledim. Buyurun beraber inceleyelim. Efendim Sinan Canan diyor ki takım tutmak insanın aidiyet ihtiyacını karşılamasına yarıyormuş. Bilindiği gibi bu, insanda epey önemli bir ihtiyaç. Yemek gibi, tuvalete gitmek gibi, cinsellik gibi çok normal bir gereklilik. Hani şu duyduğumuz, "Nerelisin" muhabbeti var ya... Cevaplamak istemediğimiz(özellikle otobüste yanımıza oturan teyzseyse)... İşte o bile buna bağlı olarak geliyor. Hemşehrilik, bir cemaate üye olma, dini bir gruba bağlanma bunların hepsi insanın ait olma ihtiyacını karşılıyor. Yani otobüste konuşmak isteyen teyzenin ısrarı da bu yüzden. Bir yere ait olduğunu görmek istiyor kadıncağız. Ya da üniversitede illa Samsunluları bulmaya çalışan o arkadaş... İşte hep ait olmadan dolayı. Buradan da ona selam olsun. Umarım aradığı Samsunluları bulmuştur.

Bir taraf tutmanın beyne olan faydasından da bahsediyor Sinan Canan. Bunun için yapılan bir araştırmadan bahsediyor. Araştırma Amerika'da geçiyor. İncelenen insanlar demokrat, cumhuriyetçi ya da siyasetle ilgisi olmayanlar olarak üçe ayrılıyor. Bu üç gruba siyasetle ilgili anekdotlar veriliyor ve beyinlerinin nasıl tepki verdiğine bakılıyor. Eğer bir tarafı tutuyorsanız beyniniz bu uyaranı alınca otomatik pilotta çalışıyor ama taraf tutmayan biriyseniz beyniniz veri bulmak için epey efor sarf ediyor. Yani taraf tutan beyin düşünmek, verileri bulmak zorunda kalmıyor; düşünmekten tasarruf ediyor. Bir nevi kolaya kaçıyor. Belki de siyasette, dinde farkında olmadan bunu yapıyoruz. Bir taraf tutuyoruz çünkü beynimiz fazlaca düşünmek istemiyor. Hemencecik sonuca gitmek, yorulmak istemiyor. Beynimiz biraz tembellik yapıyor, evet.

E biz şimdi takım tutmayalım mı? Öyle bir şey demedik efendim. Videoda aşırıya kaçılmadığı sürece takım tutmanın bir zararı olmadığından hatta faydalı olduğunda da bahsediliyor. Çünkü bu yolla en doğal ihtiyacımız olan ait olma da karşılanmış oluyor. Takım tutmayanlar da bu ihtiyacını başka yolla karşılıyor. Özellikle yalnız olan, yaşayan insanlar kurslara yazılıyor örneğin. Çünkü insan sosyal bir varlık ve gereksinimleri var. Onları da gidermesi gerekiyor ve aşırıya kaçılmadığı sürece de kimse bunun sağlıksız olduğunu söyleyemez.

Özetle, maganda olmadığımız sürece takım tutmamızda bir sakınca yok sevgili okurlar:) Sandalyeleri yerinden sökmeyelim, birbirimize fırlatmayalım yeter.

İzlemek isteyenler için video aşağıdadır:



Yorumlar

  1. İnsanların arasındaki savaşlar, çatışmalar da hep bu taraf tutma yüzünden. Din, ırk , sağ , sol , ultra aslan, çarşı ve dahası...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. işte o da işin tehlikeli boyutunu oluşturuyor

      Sil
  2. Bence kendimizi bir gruba veya bir topluluğa ait hissetmek, aynı amaca sahip olmak istediğimiz için takım tutuyoruz. Toplum tarafından da takım tutmak çocukluğumuzdan itibaren bize empoze edildiği için kaçınılmaz son gerçekleşiyor. Bu yüzden takım tutmayan insan sayısı tutanlara oranla çok azdır.

    YanıtlaSil
  3. Sevdiğimiz insanların düşüncelerinden etkilendiğimiz için de olabilir belki.. Benimki biraz öyle oldu diyebilirim. :')

    YanıtlaSil
  4. son yazıma bi baksanaaaa :)

    YanıtlaSil
  5. Takım tutmadığım için çok mutluyum. Gerçi fanatik olmak akıl hastalığıdır.

    YanıtlaSil
  6. Ama öylede zevki olmuyor ki, kırıp geçicen biraz adrenalin gerek.

    YanıtlaSil
  7. Genelde çocuk yaşlarda başlıyor bir futbol kulübüne ilgimiz. Bu da ya bir büyüğümüzü sevdiğimiz için etkilenmekten oluyor, ya yine büyükler tarafından zorla yönlendiriliyoruz, ya bir maçta bir harekete tanık olup hayran kalıyoruz ve o futbolcunun kulübünü tutmaya başlıyoruz veya çocuk aklımızla renklerini seviyoruz. Örneğin benim oğlumun futbola fazla ilgisi yoktur ama 4-5 yaşlarında tesadüfen izlediği bir maçta Tuncay'ın rövaşatasından etkilenip Fenerbahçeli oldu:) Erken yaşta bir gruba ait olma isteği gibi bir şey söz konusu olamaz diye düşünüyorum. Sinan Canan'ı severiz o ayrı:)

    YanıtlaSil
  8. Çok güzel bir yazı olmuş! Haftaya gazeteye alırım. :)

    YanıtlaSil
  9. Bu açıdan hiç bakmamıştım ama yine de takım tutmadığım için mutluyum. :))

    YanıtlaSil
  10. İlk ve orta okula giderken takım tutuyordum. Neden tuttuğumda tartışılır. Şimdi tutmuyorum. Hoş futbolda sevmem zaten:)
    Bu arada mail aboenlik butonu koyarsan daha rahat takip edebiliriz:)

    YanıtlaSil
  11. Sevmekle hayranlığı, tutmakla çekiştirmeyi birbirine karıştırmazsak her şey yolunda demek.

    YanıtlaSil
  12. çok güzel anlatmışsın ben de hep böyle düşünmüşümdür aidiyet duygusundan kaynaklı yaptığımız birçok şey ama böyle söylersek de çoğu insana bu garip geliyor sankim :D ben de beşiktaşlıyım bu arada ama sırf küçükken babama söz verdiğim için yani takım hakkında filan bir şey bilmem :D aidiyet duygusu da başlı başına derin bir konu zaten hayatta kalma içgüdüsü gibi çok ilkel zamanlarımıza kadar gider konu :)

    YanıtlaSil
  13. Senden bahsettim bloğumda bilgin olsun hende ilk sıradasın :)

    YanıtlaSil
  14. Sinan Canan'ı cok severim ben de cok güzel yazmıssınız elinize saglik:)

    YanıtlaSil
  15. Takım tutmak bir yerlere ait olmak genlerimizde var galiba

    YanıtlaSil
  16. Yalnız olmak insanların sevmediği bir şey. Kalabalıklara ait olmak daha güvenli hissettiriyor sanırım.
    Bana takımımın renklerin rahmetli dedem aşıladı. Sarı Kırmızı ya bayılırım.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar