23 Haziran 2017 Cuma

PATRONDAN KURTULMA SANATI

Evet, sevgili okurlar. Bugünkü yazımda psikopat bir patronu olanların ne yapması gerektiğinden bahsedeceğim. Bu durumu yaşayanlar lütfen kulak versin. Benim patronlarım psikopat olduğundan değil. İyi insanlar şükür. Sadece konu ilgimi çekti. Hem ne zamandır sıkıcı paylaşımlar yapıp, duruyorum. Sayfaya da biraz renk gelsin istedim. Mıymıymıy şiir paylaşıyorum sürekli. Yok, buralardan gitmek istiyormuşum da, yok efendim uzaklara yelken açacakmışım da… Nereye gidiyorsun? Otur poponun üstünde affedersin. Ayy vallahi ben bile sıkıldım kendimden!

20 Haziran 2017 Salı

DENİZE VARMAYAN HAZİRAN


                              Bu binanın demir parmaklıklarından
                              Elimi uzatsam denize dokunacak gibiyim
                              Tatile, yeşilliğe hasretim
                              Sabah kalktığımda bir köyde uyansam
                              Yolun sonunda deniz olsa
                              Nerede olduğumu bilmesem
                              Kaç yaşında olduğumu da
                              Ve kimse sormasa
                              Bu modern hapishanenin müdürü
                              Para veriyor diye kendini iyi biri mi sanıyor?
                              Anlaşılan özgürlüğe de zam gelmiş
                              Bir türlü ulaşılamıyor
                              Hayat gardiyanları
                              Bir tek hafta sonu dışarı çıkmama izin veriyor

                              Denize giden yollar bir görülüp, bir kayboluyor
                              Tam vardım derken bir tümsek daha çıkıyor
                              Olmuyor, bu son denize varmıyor
                              O zaman gelmesin yaz
                              Çünkü denizsiz yaz olmuyor
                              Kalbim bu yolun virajını alamıyor
                              İşte bu yüzden haziranda hâlâ yağmur yağıyor

                                            Yasemin Işık




15 Haziran 2017 Perşembe

HAYATA AÇIK ŞİİR



Bana bak hayat canımı sıkma benim!
Ben inatçı bir keçiyim
O güzel günler kendi gelmezse
Ben kolundan tutup getirmesini de bilirim
Yokuş dikleşirse ben daha da hırslanırım
Rüzgar ayağımı kaydırmaya çalışırsa, ondan da hızlı uçarım

Bu hayat yaşlı bir cadı
Çok bozuktur ağzı
Onun kahvesi kanlı
Bu yüzden hep kötü okur falları
Sigara kokar kirli saçları
Kaderi tutan elleri buruşuktur
Pis kokar geleceği söyleyen ağzı

Senin de hakkından elbet gelirim
Takma dişlerini söker, eline veririm
Kalbime hançer de soksan
Senin önünde kahkaha atarım
Gözyaşımı biriktirir, saklarım

Kışın da yaşar, çölde de açarım

Yasemin Işık

6 Haziran 2017 Salı

THE BELALI GEZİ

Erasmus programıyla gittiğim Polonya’da günlerim gayet güzel geçiyordu. Brüksel-Paris-Amsterdam şeklinde biletlerimizi ayarlamıştık. Çok mutluydum. Paris başlı başına mükemmel bir şehir, çoğu kişinin hayalidir. Amsterdam da mutlaka listenizde vardır. Malum özgürlükler şehri… Eh Brüksel biraz arada kaynıyor ama olsun, o da yani Avrupa’nın kalbinde en nihayetinde.
Gece yarısı Varşova’ya gidecektik, Varşova’dan da Brüksel’e. O esnada zavallı ben başıma geleceklerden habersiz, mutlu mesut alışveriş yapmakla meşguldüm. Ne kadar da güzel bir gezi olacaktı! Bir hafta boyunca beni doyuracak yiyecek şeyler almak için markete gittik arkadaşlarımla. Çünkü gezilerde dışarıda yemek gibi bir durum söz konusu olamazdı. Bütün hafta, önceden hazırladığımız sandviçleri yiyorduk.


Eh, benim elim kolum hep torbalarla dolu olduğundan bütün gün de hiç telefona bakamamıştım. İşimiz bittikten sonra yurda döndük. Saf saf, “Dur çıkmadan önce bir annemle konuşayım” dedim kendi kendime. Çantama elimi attım, bir baktım telefon yok. Deli gibi aramaya başladım. Montumu, torbaları, yere bile baktım. Yaban ellerde telefonsuz kalmış olamazdım.