28 Aralık 2017 Perşembe

2018den İstediklerinizi Almaya Var Mısınız?




Dikkat ettiyseniz her yeni yıla girerken aynı şeyleri duyuyoruz; Yeni yıl bana şunu getirsin bunu getirsin… Sağlık versin, mutluluk versin, huzur versin. Herkesin yeni yıldan bir sürü beklentisi var. Hatta öyle sağlık mağlık demeyip bayağı araba versin, Sarıyer’de ev versin, sarışın sevgili versin, eli değmişken Tayland’da tatil de versin falan diyenler de mevcut. Hakkınız, isteyin tabi. Bence de versin. Gelirken getiriversin canım eline yapışacak değil ya! Ama işte nedense bunların hiçbiri olmuyor. Bu Allahsız yeni yıllar hiçbir dileğimizi gerçekleştirmiyor ve her yılın sonunda yine aynı şekilde, elimiz böğrümüzde kalıyoruz. Yine her sabah o nalet metrobüse binme mücadelesi veriyor, Sefaköy’deki evimizde oturuyor ve Florya plajına gidiyoruz.




                                                              Yine Florya plajına şükür…

Peki, bunun sebebi ne ola ki? Acaba burada almamız gereken bir meşaz olabilir mi? Hani on senedir falan diliyoruz da yine bir şey olmuyor ya onun için diyorum. Aslında benim bir teorim var; Bence hayat bize artık, “Eh bir şeyi istiyorsan bir zahmet kaldır k.çını da bir şeyler yap o zaman” diyor olabilir. Yani bu benim teorim tabii. Hani akşam kanepede çekirdek çitleyip, Çocuklar duymasın izlerken “yini yl bna yni iş, svgli gtrsn” deyince bize gıcık olup, ağzımıza kürekle vurası geliyor olabilir yeni yılın. Bu yüzden şey yapmıyordur belki. Eh, hakkı da var gerçi. Onun için ben diyorum ki sevgili dostlar; oturduğumuz yerden bana şunu versin bunu versin demek yerine biz kalkıp bir adım atalım. Ne dersiniz?

Ama ben ne yapabilirim ki?


En sevdiğiniz soru bu, değil mi? Çünkü kurban rolü oynamaya bayılıyoruz. Sınırlarımızı zorlamak yerine “aman benden artık geçti”, “etrafta adam mı var”, “öyle şeyler bize denk gelmez anacım” gibi laflarla denemeyişimizi, aramayışımızı, vazgeçişimizi, ısrarla uğraşmamamızı meşru hale getirmeye çalışıyoruz. Çünkü bu çok kolay ve ego bundan hoşlanıyor. Sorumluluk almak yerine karşımızdakini suçlamaya, şikâyet etmeye, öfkelenmeye başlıyoruz. Bundan zevk alıyoruz çünkü ego böyle var oluyor. Egonun olayı bu yani. Siz ilerlerseniz, bir adım atarsanız, başarırsanız, yaşarsanız ego yok oluyor. Ona şikâyet edeceği, öfkeleneceği bir şey bırakmıyorsunuz. “Öfke baldan tatlıdır” diye boşuna dememişler. Ardından da, “kaderim böyleymiş”, “zalım hayat ağlarını ördü” solosu başladı mı tadından yenmiyor. Bu sizin suçunuz değil. Egonun marifetleri. 

Ego bizi tuzağa düşürüp, uyutuyor

Evet, sinsi gibi bir köşede bekliyor ve siz tam bir adım atacakken kulağınıza usulca, “Boş ver” diye fısıldıyor. “Kimse yapmamış, sen mi yapacaksın?”, “Bunlar boş işler”, “İcat çıkarma”, “Akşam akşam delirmeceler yapma”  falan diyor. Ya da yok. O başka bir şeydi. Neyse, sonuçta egonun sizin mutlu olmanıza ve ilerlemenize tahammülü yok. Bir şekilde kandırıyor ve biz bahaneler buluyoruz. Bu bir tuzak ve hepimiz bunun içindeyiz. Sürekli şikâyet ederek, kurban rolünde egoyu besliyoruz.




















Bu da burada dursun. İçimden geldi


Egonun amacı ne peki? Manyak mı?

Çok basit. Sizi korumaya çalışıyor. Siz bu mazeretlere tutunup, ilerlemiyorsunuz. Çünkü ilerlemek tehlikelidir. Yolda ne olduğunu bilemezsiniz. En güvenlisi evde, hiçbir şey yapmadan oturmaktır. Böylece korkularınızla yüzleşmek zorunda kalmazsınız. Kısaca böylelikle yaşamazsınız ama bu egonun umurunda olmaz. Çünkü onun amacı sizi güvenli yerde tutmaktır. O yerde acı çekiyor olmanız önemli değildir. Mühim olan hayatta olmanızdır. Şunu kendimize hatırlatalım; korkuyorsak bir şey yapıyoruz demektir. Evde oturmuyoruz demektir. Korkuyorsanız sevinin. Ve yine hatırlayalım ki; yüzleştiğimiz her şeyin bir çözümü var.

Ne yapacağız?

İlk olarak mazeret ürettiğimizi fark edeceğiz. Ayık olacağız. Çünkü siz bir adım atmaya yeltendiğiniz an ego geri çekilmeniz için her şeyi deneyecektir. Gerekirse bel altından vuracak, acımasız olacaktır. “Sen bu saatten sonra yapabileceğini mi sanıyorsun”, “Saçmalama”, “Sen kimi onu yapmak kim” diye ağzına geleni söyleyecektir. Sadece onun konuştuğunu fark edin. Sizi vazgeçirmeye çalışıyor. Siz dinlemeyin onu. Kendinizle konuşun, muhabbet edin. Aynanın karşısına geçip, “Ne istiyorum, bunun için neler yapabilirim” diye sorun ve cevaplayın(bunu evde kimse yokken yapın) Nasıl yapabileceğinizle ilgili bir liste hazırlayabilirsiniz mesela. Küçük de olsa basamakları yazın. Uygulamaya çalışın. Burada kendinize karşı sevecen olmamız da çok önemli. Korkabilirsiniz, çekinebilirsiniz. Bunlar çok normal. Yine olmadıysa yüzüncü seferde olur.

Sonuç

Yani kısacası 2018 bize bir önceki yıl gibi hiçbir şey vermeyecek ta ki biz ondan söke söke alana kadar. Bu yaşadıklarımız bizim “suçumuz” değil. Bilinçaltındaki inançlar doğrultusunda hareket ediyoruz. Bizi onlar yönetiyor. Sadece bunun farkında olmak gerekiyor. Yapmamız gereken şey ise arınmaktır. Bun inançlardan/ verilerden arınmak… “Yapamazsın” düşüncesi geldiğinde bunun sadece bir veri olduğunu fark edin ve dört cümleyle o veriyi bilinçaltınızdan temizleyin. “Bu cümleyi söylememe neden olan veriden arınmaya niyet ediyorum. Seni seviyorum, senden özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim.” Bunu aklınıza gelen her şey için uygulayabilirsiniz. Korkularınız, endişeleriniz, öfkeniz, aklınıza gelen sizi engelleyen her cümle için. Buna devam ettikçe arınacaksınız ve arındıkça da artık o veriler sizi yönetemeyecek. İşte bu kadar basit ama bir o kadar da zor. Çünkü ego buna izin vermek istemiyor. Önemli değil. Yeter ki farkında olalım ve bu yıl kurban olmaktan çıkmaya niyet edelim. Gerisi bir şekilde gelir. Mühim olan vazgeçmemektir. Siz şimdi söyleyin; 2018’den istediklerinizi almaya var mısınız?


14 yorum:

  1. Ben mesajı hemen verdim beynime, 2018 çift rakamlı sene ve kesinlikle tüm istediklerim gerçekleşmek için bu seneyi bekledi. :) Hiç kaçarı yok valla, kapıdan bana bir ya da bir kaç şey vermeden çıkıp gidemeyecek :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence de! Sıkıştırın köşeye. Alın hepsini

      Sil
  2. Hahaa yapmisin yine yapacagini 😀

    Ay bende saglk huzur ev araba ne varsa istedm kcmıda kaldirmiyom gelsin banane yolu bilmiomu la 😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) sizden bir adım bekliyor olabilir

      Sil
  3. Ben varım.:) Öteki türlü armut piş, ağzıma düş demek oluyor sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de öyle düşünüyorum, evet:)

      Sil
  4. Sanırım sizi bundan sonra keyifle takip edeceğim.Blog yeni olduğundan baştan sona bi dolandım. Fight club'ta veteriner olmak isteyen kasiyer sahnesini anımsadınız mı?Yaşınız bununla birebir örtüşüyor zira.
    Hadi 2018'e sizi dinleyerek başlayalım.For example: ben sizden sanırım hoşlandım numaranı alabilir miyim Yasemin;)
    İşte söz konusu sahne:
    http://kafkayamektuplar.blogspot.com.tr/2012/04/fight-club-dovus-kulubu.html?m=1

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz:) Yazıyı okudum. Sizinki daha çarpıcı olmuş. Ben filmi maalesef izlemedim ama konuyu gerçekten beğendim. Anlatmak istediği meşazı da aldım:) İlk fırsatta izleyeceğim. Sizin üslubunuz da güzel bence. Ben de sizin blogunuzu keyifle takip edeceğim.

      Sil
  5. Ne güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Okuduğum en güzel yılbaşı yazılarından oldu :)) İstediklerimizi almaya geliyoruuuz 2018 bekle bizi :D

    YanıtlaSil
  7. Biraz evrenden torpilim var, bir parça ho'oponopono ama çokça da Yasemin Işık tarzı olmuş. Çok beğendim. Oturup beklemek, kurban rolü oynamak yok o zamannnn... Dütdürüdüüüüütttt ben geliyorum 20188888 çekil...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler:)) haydi bakalım şimdi 2018 düşünsün!

      Sil